18 Temmuz 2013 Perşembe

Söz vermek mi göt vermek mi kolay..??

Ağzımdan çıkan her söze dikkat ediyorum desem yalan söylemiş olurum fakat orana vurursak %95'ine dikkat ediyorumdur. Sürekli tedirgin olarak konuştuğumu sanmayın sadece gereksiz kelimeleri seçip yutmayı tercih ediyorum karakter meselesi. Hani lafı koyup gidenler vardır ya uyuz olurum böyle tiplere. Karşıdaki hak etse de çoğu zaman egoma yenilip tam ağzımı açarım ve lafımı karşıdakine koymadan tebessümle kapatırım. Güç gösterisi gereksizdir ve ağzını kapatmadan karşısındakini bok yere koyanlara da gıcığım. Mümkün mertebe kimseyi aşağılamak istemem. Yani isterim o an ama engel olurum kendime. "Sen nesin ki daha neredesin ki karşındakini aşağılayacaksın!'' cümlesi genelde susmama yardımcı olur. Hem cahillerin küstahlığını sessizce izlemek laf sokmaktan daha eğlencelidir. Evet kabul ediyorum bazen haddim olmasa da içten içe aşağılıyorum insanları ki zaten iyi biri olduğumu söylemedim hiç bir zaman. Biliyorum tüm ahlak anlayışıma eşitlik anlayışıma ters ama benim de kötü ve yanlış yanlarım var engel olmaya çalışsam da var ne yazık ki. Neyse ne rahibe değilim keşiş değilim peygamber hiç değilim en azından dışa vurup çevre kirliliği yaratmıyorum. arkadaş ne vicdan yaptım 3 cümle kurdum itirafımın üzerine..

Laf sözden açılmışken en önemli konulardan biri söz vermektir. Söz vermek göt vermeye benzemez lafına da bayılırım (ki göt vermek de çok kolay değildir ya neyse). Herkesin kendine göre değerleri vardır ve bu değerlere göre karşınızdaki insana güvenirsiniz, ciddiye alırsınız, sallamazsınız, hayranlık duyarsınız vs vs vs... Benim kıstaslarım arasında sözünü tutmak önemli yer alır. İnanılmaz derecede saygı duyarım. Çünkü sözünü tutan insan güven verir, ve o bir şey söylediğinde "evet yapacak biliyorum" düşüncesinin verdiği his hayranlık uyandırır. Babam bile uzun bir dönem bendeki saygısını kaybetmiştir sözünü tutmadığı için o derece tiksinti duyarım kaypak insanlardan. Babama da kaypak demiş oldum ama neyse =) seni seviyorum baba ama bu bana yaptığın saçmalıkları örtmez =) Konumuza dönelim. Bazı modeller vardır "ben söz verdim ama ne zaman yapacağımı söylemedim" ya da " öyle demedim şöyle dedim" diyerek yavşak yavşak kıvıran tipler vardır ki en kaypaklar listesinin başını çekerler. Neden böyle anılmak isteyesiniz ki?Sevdiğiniz insanların gözünde küçülmeyi kendi keyfiniz bozulmasın diye neden göze alırsınız hiç anlamam. Küçük büyük her sözün değeri vardır. Aslına bakarsanız küçük ya da büyük söz yoktur sadece verilen SöZ vardır ve yapılmalıdır. Senetler, anlaşmalar, imzalar, mühürler hep kaypaklar için icat edilmiştir sözünün eri biri zaten söylediği an yapar ve bu insanlar bir elin parmaklarından azdır. Nesli tükenmektedir. Çünkü dürüstlük erdemini kendi çıkarları için kolayca bir kenara atarlar. Para, mal, mülk, rahat yaşam belki herkesin hayali olabilir ama benim umurumda değil. Hayatımı optimum seviyede yaşayacağım kadar param olması yeterli. Biliyorum bu lafıma kimse inanmıyor ama umurumda bile değil. Çünkü hayatın değerini biliyorum. Siz hiç annenizin, babanızın, abinizin, yeni doğmuş 47 günlük kardeşinizin öldüğünü düşündüğünüz ve onlara ulaşmanız gerektiği bir yarım saat geçirdiniz mi? Sonra onları kurtarırlarken hayatta oldukları için duyduğunuz sevinci tahmin edebilir misiniz? Empati yapma seviyenizin bunu anlayacak derecede olduğunu sanmıyorum. Konuya dönersek hayatta hiç bir şey ama HİÇ BİR ŞEY omurgalı bir yaşam kadar değerli olamaz. Karakterinizden saptığınızda belki daha çok para kazanırsınız fakat şunu unutmayın değerlerinizi kaybettiğiniz için hayattan alacağınız zevk ve bakış açınızı yitirirsiniz. Polyanna değilim sadece bir nebze hayata bakış açınızı değiştirmenizin sizi çok daha mutlu edeceğini görmenizi istiyorum. Verdiğiniz sözleri tutarsanız güvenilirliğiniz artar ve etrafınızdakiler huzurlu olur. Huzur ortamı bu dünyada nadir bulunan bir şeydir.

16 Temmuz 2013 Salı

Ah Bu Ben..

üzgünüm.ne imla ne noktalama işaretlerini kullanmak istiyorum sadece nokta yetiyor bugün.her cümleyi bitiren yenisi için başlangıç hazırlayan işaret.

Einstein "aptallara göre insanlar ırk cinsiyet milliyet yaş statü renk din ve dil başta olmak üzere 8den fazla kategoriye ayrılırlar.halbuki olay bu kadar komplike değildir.insanlar sadece 2ye ayrılır İyi insanlar ve Kötü insanlar." sözünü söylemiş çok da güzel söylemiş.insanlara hiç bir zaman yetmez bu sıfatlar.nedendir bilinmez doyulmaz 3harfli bir sıfatla.bir düşünün "iyi" ya da "kötü".bu kadar farklı özellikli insanlar milyarlarca farklı kişilik sadece 2 sıfattan ibarettir. evrensel 2 kavram vardır "iyi ve kötü".sanki bu basit görünen sıfatlara uyulabilmiş gibi hep fazlası istenir.ben kendi kıyaslamamı yaptım ve iyi bir insan değilim.çünkü içimde nefret var durdurmaya çalışsam da kin var.bu dünyadaki tüm adaletsizliklere öfkeliyim.bazen Allah'a ya da Tanrı'ya artık ismini siz seçin.bazen canı yandığında düşünmeden saldıran bir hayvandan farklı hissetmiyorum kendimi.erdem kavramından çok uzaktayım biliyorum.ama susarak ortak olamıyorum haksızlık yapanları cezalandırmak istiyorum ve hakkım olmadığını biliyorum onlardan farkım kalmıyor.ben bu kalabalık düşüncelerin içinde iyi bir insan olamıyorum.kaybettiğim her parçamla görünmez mızraklar saplanıyor içime kalbime mideme karnıma...Ali İsmail Korkmaz.insanlığımdan alınan son parça sen oldun.bela okumaz iyi insanlar,gelmişe geçmişe sövmezler,çaresiz, zayıf hissetmezler,adaleti ararken ne yapmaları gerektiğini bilirler.beynimde çığlık atıyorum günlerdir.sevdiğim birini yakın zamanda kaybettim 2gün sonra alinin haberi geldi. adı şehit olunca insanlar ölüme üzülürler kimi ölümlere leş derler kimilerine gebersin anarşist derler..hayır hayır hayır.her ölüm asildir.her ölen birşeyler yaşamıştır.kimisi zalimce can almıştır kimi adalet istemiştir kimisi sadece çalışmış kimisi kaypakça yaşamıştır ama her ölüm sadedir.ölüye yapılan her pislik kendi çamurunuzdur.iyi olmak zordur ama denemek çabalamak bile insanın vicdan acılarını az da olsa dindirir.belki vicdanlı olabilmek bile iyi olmaya yaklaşmaktır.tartışılır..

iyi bir insandan neden korkalım ki?bir insan arkadaşına neden yalan söyler?ergense ergenliğin verdiği kibirle söyler ama 26 yaşındaysanız yalanlara anlam vermek daha da zorlaşıyor.hayattaki çocukça korkularınızdan arınmış ve aileden tüm iplerinizi aldığınız yaştır yani yaklaşık olarak bu yaşa tekamül eder..kendi seçimlerinizle hayatınıza dahil ettiğiniz birine neden yalan söyleyesiniz? yalan söylemeye sizi itiyorsa iyi biri değildir ya da size uygun değildir hayatınızdan çıkarın gitsin entrikaya ne gerek var?insanlar kırılır, üzülür, sevinir, şaşırır, korkar bunlar normal ama neden bu etkilerden bu kadar korkup yalana başvurur insan gerçekten anlamıyorum.bir insan kırarsın sonra gönlünü alırsın bu basit bir alışveriştir arkadaşlar hoşgörüyle ayakta kalır ama yalan gerçekten anlamsız kalıyor.siz siz olun sizi yalana iten biri varsa hayatınızdan çıkarın.aileniz konusunda bu geçerli değildir 26ya kadar idare etmek zorunda kalabilirsiniz fakat aile dışında akraba konu komşu herkes için geçerlidir.yalan sadece kendinizi üzer bu zulmü ruhunuza karakterinize yapmayın...gerçekten anlamsız...yalan söylendikten sonra üzerinize bir vicdan yükü biner sonra diğeri sonra diğeri...sonu gelmez..dürüstlüğün verdiği huzuru hiç bir yerde bulamazsınız..erdemli ve dürüst kalmak zordur..yine de mümkün olduğunca yapmanız kendinize kardır..