9 Şubat 2013 Cumartesi

FaRkLI aÇIdAn..OrDaN buRdAn..

"Değersizim" edebiyatından nefret ederim fakat tam olarak kendimi bir bok kadar değersiz hissediyorum. bu ne yaman çelişkidir demeyin bazen böyle oluyor. 

ben mutluluğun tanımını yapmadığım için mutsuzluğun da tanımını yapmam. yani kavramları üç beş kelime ile sınırlayıp kalıba sokmaktan hoşlanmam sebebi bu ya da aşırı tembelim beynimi çalıştırmak işime gelmiyor da olabilir. kim bilir?? ben bilmem başkası bilir mi onu da bilmem. neyse.. mutsuzluk demiştik. bu karamsar kavram hiiiiiç kimseye yakışmıyor. bir çoğu cooollll olduğunu sanır bir çoğu da dünya çok da sikimde cooolll olmayı da sikeyim mutsuzum sadece diyen tiplerdir. sanırım ben 2. şıkkı tercih ediyorum. madden yani vücut olarak oldukça sağlıklıyım fakat manen 90 yaşında bir teyze bile bana depar atabilir hatta tur bindirebilir diye düşünüyorum. sorun nedir biliyor musunuz?? etrafımızdaki bir çok kişi ve olay bizi üzebilir fakat mutsuzluk sebebi onlar değildir. bizim buna ne derece izin verdiğimizdir. biraz karmaşık olduğunun farkındayım azıcık basitleştireyim. yani bizim planlarımız olduğu gibi kaderin de ya da inanmayanlar için hayatın da bizim için planladığı bazı şeyler vardır. bunlar bizi etkileyecek olaylar insanlar olabilir. fakat mutsuz olduğumuz nokta bu olayların ya da insanların bizi ne derecede üzmesine izin vermemizle bağlantılıdır. sanırım konuya "mutsuzluğa" bu açıdan bakıldığında insanda bir rahatlama oluyor çünkü biz istemezsek bunu engelleyebiliriz. asıl soru bunu istiyor muyuz?? sizi üzen biri varsa hayatınızdan çıkarabilirsiniz, ya da size zarar veren bir işe girdiniz "paranın .mına koyim battıysak battık bana bi şey olmasın" diyebilirsiniz. insanlar üzülmeyi kederi gamı severler. bunları söylemek yerine mazoşizmin dorukları en iyi seksten daha iyi gelir çoğu zaman. benim mutsuzluğum artık orgazm doruklarında değil gerçekten süründüren boyutlarda. 6 senedir bağımlı bir mazoşistim ve artık gerçekten "bu ne amk sıkıldım ne çekicem bu yaştan sonra gencim güzelim sallayim bari" moduna girmeme ramak kaldı. insan değil 6yılı gerekirse ömrünü silip yeniden başlayabilmeli. polyanna değilim bu düşüncem cesaretimden kaynaklanıyor. hiç bir zaman düşmekten korkmadım hala da korkmuyorum. çünkü kendimle ilgili hala öğrenmem gereken çok şey olduğunu düşünsem bile emin olduğum tek şey korkusuzluğum ve bunun bana getirdiği "vücudum haricinde hiç bir şeye ihtiyacım yok" felsefesidir. hayat bir şekilde devam eder bir çok olay hayatınızı şekillendirir. fakat "hayatım" denilen şey sizlerin bu olaylara bakış açınızla şekillenen bir kavramdır. mutsuzluk, neşe, gam, kızgınlık, huzur, şaşkınlık, utanma...vs bir çok fiziksel sonuç sizin bu olaylara karşı vücudunuzun tepkisidir ve bu tepkilere karar veren sizlersiniz. aklıma çaresizlik kavramı geldi ama bu konu uzun onun için ayrı bir başlık açacağım =)) 

hep gülümseyin..yalan da olsa gülümseyin.. beyin bir süre sonra istemdışı kendini mutlu hisseder ve gülüşünüz kaybolmaz gerçek olur. insanları kandırmak için gülümsemeyin. ağzınız alışsın beyniniz kandırılsın da gerçekten seretonin salgılasın diye gülümseyin. ben öyle yapıyorum. işe yarama konusuna gelince deneyin görün kolaya kaçmayın =)) unutmayın denemekten kimseye zarar gelmez. en fazla gülümsemiş olursunuz =))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder